— Av. İrem Sultan Gülden, LL.M
25 Kasım 2024

- Genel Olarak
Dövizle sözleşme yasağı, belirli tip sözleşmelerde yer alan bedeller ve bu sözleşmelerden kaynaklanan ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının yasaklanmasıdır. Yasak kapsamındaki sözleşmeler temel olarak Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarındaki; taşınmaz satış ve kiralama, taşıt satış ve kiralama, iş, hizmet, finansal kiralama ve (döviz cinsinden maliyet içerenler hariç) eser sözleşmeleri olarak belirlenmiştir. Yasağın kapsamı, usul ve esasları bakımından detaylı düzenlemeler söz konusudur. Genel çerçeveyi bu şekilde açıkladıktan sonra yasağın hukuki yapısını ve koşullarını inceleyelim.
- Dövizle Sözleşme Yasağının Hukuki Yapısı
1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, 2017 Anayasa değişikliği öncesi Bakanlar Kurulu, değişiklik sonrasında ise Cumhurbaşkanı, Türk parasının kıymetinin korunması amacıyla kararlar almaya yetkili kılınmıştır. Kanun’un tanıdığı bu yetkiye dayanarak dönemin Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar (“32 sayılı Karar”), 11.08.1989 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2018 yılı itibariyle enflasyonda yaşanan artış, Türk lirasının yabancı para birimleri karşısında değer kaybı ve dövize olan talebin artması karşısında kamu otoritesi, dövize olan talebi kısmak amacıyla çeşitli ekonomik önlemlere başvurmuştur.[1] Bu önlemlerden biri de, 13.09.2018 tarihinde yürürlüğe giren 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 32 sayılı Karar’da yapılan değişikliktir. Değişiklikle, 32 sayılı Karar’ın 4. maddesine (g) bendi eklenmiştir. Dövizle sözleşme yasağı olarak anılan bu düzenleme ile eklenen hükme göre:
Türkiye’de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım/satımı, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralamaları, leasing, iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde, sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz.
85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile aynı zamanda, 32 sayılı Karar’ın 4/g bendinde belirtilen ve daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerin Türk parası olarak yeniden belirlenmesini öngören Geçici Madde 8, 32 sayılı Karar’a eklenmiştir.
32 sayılı Karar’ın 1. maddesinde; Türk parasının kıymetini korumak amacıyla, Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değerinin belirlenmesine, döviz ve dövizi temsil eden belgelere ilişkin tüm işlemler ile dövizlerin tasarruf ve idaresine ilişkin düzenleyici, sınırlayıcı esasların bu Karar ile tayin ve tespit edildiği ifade edilmiştir. 32 sayılı Karar kapsamındaki dövizle sözleşme yasağı düzenlemesinin sistematik yeri göz önüne alınarak kısıtlamanın amacının da Türk parasının kıymetinin korunması olduğuna işaret etmek mümkündür.
32 sayılı Karar’da ana hatlarıyla çizilen hukuki çerçevenin usul ve esaslarının belirlenmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığına (“Bakanlık”) 32 sayılı Karar’ın 1. maddesinin 2. fıkrasında yönetmelik, tebliğ ve genelgeler yayımlama yetkisi tanınmıştır. Bu kapsamda Bakanlıkça çıkarılan düzenlemelerden döviz bakımından olanları, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008–32/34) (“Tebliğ” ya da “32 sayılı Karara ilişkin Tebliğ”) içerisinde bulabiliyoruz.
Günümüze kadar geçen sürede, 32 sayılı Karara ilişkin Tebliğ’de yapılan değişikliklerle yasağın kapsamı ve uygulama alanında farklılıklar söz konusu olmuştur. 85 sayılı Karar’ın yürürlüğe girmesinin ardından 32 sayılı Karara ilişkin Tebliğ’de yapılan ilk değişiklik; 6.10.2018 tarihinde Bakanlıkça yayımlanan 2018–32/51 sayılı Tebliğ ile, 32 sayılı Karara ilişkin Tebliğ’in mülga 8. maddesinin yeniden düzenlenerek yürürlüğe konulması olmuştur. Bu düzenleme, 32 sayılı Karar’ın 4/g bendinde ortaya konulan hükümde “Bakanlıkça belirlenen istisnai haller” ifadesi somutlaşarak dövizle sözleşme yasağına tabi olduğu belirlenen sözleşme tipleri bakımından bazı istisnai haller getirilmiştir. Bu düzenlemeden kısa süre sonra 16.11.2018 tarihinde, Bakanlıkça yeniden bir düzenlemeye gidilerek 2018–32/52 sayılı Tebliğ yayımlanmış ve bu kez Tebliğ’e önceki değişiklikle eklenen söz konusu 8. madde değiştirilmiştir. Bu değişiklikle Tebliğ’in 8. maddesinde yer alan istisnai haller çoğaltılmıştır. Yıllar içerisinde, Tebliğ’in 8. maddesinde çeşitli değişiklikler yapılmaya devam edilmiştir.[2]
Mevzuat kaynaklarının yanı sıra, Bakanlığın internet sitesinde döviz cinsinden veya dövize endeksli sözleşme yasağı ile ilgili olarak Sıkça Sorulan Sorular (“SSS”) bölümü oluşturulmuş, duyurular ve basın açıklamaları[3] paylaşılmıştır. Bu açıklamalarla, dövizle sözleşme yasağıyla ilgili kamuoyunda oluşan belirsizliklerin giderilmesi, yasak kapsamında olan ve olmayan durumların kamuoyu tarafından anlaşılabilmesi amaçlanmıştır. Yasağın ne kadar süreyle uygulanacağı konusunda bir belirlilik söz konusu değildir.
- Dövizle Sözleşme Yasağının Genel Koşulları
- Sözleşmenin Tarafları Bakımından Koşullar
Yasağın uygulama alanı bulabilmesi için ilk şart, sözleşmenin Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında yaptıkları bir sözleşme olmasıdır. “Türkiye’de yerleşik kişiler” ifadesi ile kastedilen:
Yurtdışında işçi, serbest meslek ve müstakil iş sahibi Türk vatandaşları dahil Türkiye’de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek ve tüzel kişilerdir. (32 sayılı Karar m.2/1-b)
- Türkiye’de kanuni yerleşim yeri bulunmayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Türkiye’de yerleşik kişi olarak değerlendirilmemektedir. (SSS, soru 20)
- Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, işlettiği veya yönettiği fonlar, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler, Türkiye’de yerleşik olarak değerlendirilir. Ancak bunların taraf olduğu sözleşmelerin yurt dışında ifa edilmesi durumu yasak kapsamında değildir. (Tebliğ m.8/24)
- Sözleşmenin Tipi Bakımından Koşullar
32 sayılı Karar m.4/g’de belirli tip sözleşmelerin yasak kapsamında olduğunun düzenlendiğini söylemiştik. Hükümde yasak kapsamında olduğu belirtilen sözleşmeler bakımından ise istisnai durumlar Bakanlıkça getirilen düzenlemelerle ortaya konulmuştur. Bu kapsamda genel itibariyle yasağa tabi olan sözleşme tipleri:
(i) taşınmaz satış sözleşmeleri ve taşınmaz kira sözleşmeleri;
(ii) taşıt satış sözleşmeleri ve taşıt kira sözleşmeleri;
(iii) iş sözleşmeleri;
(iv) hizmet sözleşmeleri;
(v) finansal kiralama (leasing) sözleşmeleri; ve
(vi) döviz cinsinden maliyet içermeyen eser sözleşmeleridir.
Taşınır satış ve kiralamaları ise ilk olarak 32 sayılı Karar m.4/g’de dövizle sözleşme yasağı kapsamında belirtilmiş olsa da, Tebliğ’in 8. maddesinin 9 ve 10. fıkralarında bunun aksine düzenleme getirilmiştir.
Yasak kapsamında olduğu belirlenen sözleşme tipleri, Tebliğ’de ayrı ayrı ele alınarak her birine özgü istisnai durumlar ortaya konulmuştur. Bu nedenle mevcut hukuki durumun yasağın uygulama alanına girebilmesi için Bakanlıkça belirlenen istisnai haller arasında yer almaması gerekir.
- Sonuç
Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarındaki belirli tip sözleşmeleri kapsamına alan döviz cinsinden veya dövize endeksli sözleşme yasağı, 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 32 sayılı Karar’da değişiklik yapılması sonucu 13.09.2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bakanlıkça yayımlanan Tebliğler ile yasağın uygulama usul ve esasları belirlenmiştir. Yasağa ilişkin mevzuat kaynaklarının yanında, Bakanlıkça internet üzerinden yayımlanmış kaynaklar da mevcuttur. Yasağın uygulanması bakımından sözleşmenin taraflarına ve sözleşmenin tipine ilişkin şartlar bulunmaktadır. Ayrıca yasağın uygulanması, hukuki durumun Bakanlıkça belirlenen istisnai düzenlemeler arasında yer almamasına bağlıdır.
Kaynaklar
[1] Gökmen Gündoğdu, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Ücret Hakkı Ve Dövi̇z Cinsinden veya Dövize Endeksli Sözleşme Yasağı, İzmir Barosu Dergisi, y.88, s.3 (Aralık 2023) 221.
[2] RG-30/1/2021–31380; RG-19/4/2022–31814; RG-28/2/2024–32474; RG-8/10/2024–32686)
[3] 17 Eylül 2018 tarihli Basın Duyurusu; 12 Ekim 2018 tarihli Basın Duyurusu; 27 Şubat 2019 tarihli Basın Duyurusu; 13 Ekim 2020 tarihli Basın Duyurusu; 21 Nisan 2022 tarihli Basın Açıklaması; 1 Mart 2024 tarihli Duyuru; 29 Ağustos 2024 tarihli Basın Duyurusu.